İçeriğe geç

Ses ve Renkle Terapi

Fizik yasalarına göre evrendeki herşey bir titreşime, yani frekansa sahiptir ve frekansı aynı olan varlıklar birbiri ile rezonansa girerler. Sesi kuvvetli bir opera sanatçısının cam bir bardağı kırdığı videoları hepimiz görmüşüzdür. Fizik yasalarına göre bir insan sesinin bunu başarması imkansız olsa da bu durum bardağın frekansının, gelen sesin frekansı ile rezonansa girip titreşmeye başlamasından kaynaklanır. (Bu tarz videolarda bardağın kırılmasının sebebi opera sanatçısının sesi değil, bardağın alt kısmından bardağa uygulanan, bardağın frekansıyla rezonansa girebilecek bir frekanstır.)Bu fizik kuralından yararlanılan "ses terapisi", insan bedenine çeşitli frekanslar uygulayarak iyileştirmeler sağlamayı amaçlayan bir alternatif tıp yöntemidir. Yaygın kullanılan bir ses terapi yöntemi ise "Binaural Meditasyon"dur. Bu yöntemde her iki kulaktan birbirine yakın iki farklı frekans dinletilir. Örneğin birinden 900 hertz, diğerinden de 930 hertz dinletilir. Beyin ise aradaki bu farkı kapatmak için 930 hertze ulaşmaya çalışır. Bu yöntem çeşitli tedavi amaçları için uzmanlar tarafından kullanılmaktadır. Kişinin bir uzman gözetimi olmadan bilinçsizce uygulamaya çalışması olumsuz sonuçlar da doğurabilir. Seslerin olduğu gibi renklerin de dalga boyu, frekansı ve miktarı vardır. İnsan gözünün algılayabildiği tüm renkler, görünür ışık spektrumuna düşer ve gökkuşağı renkleri meydana gelir. Her rengin sahip olduğu bir elektromanyetik frekansı vardır. Seslerden farklı olarak; aynı anda maruz kaldığımız birden fazla rengi ayrı ayrı ayırt edebilmemiz söz konusu değildir. İnsan kulağı birden fazla sesi ayrı ayrı duyup değerlendirebilirken renklerin ancak kombinasyonunu algılayabilir. Ses frekanslarının üzerimizde etkisi olduğu gibi renk frekanslarının da çeşitli etkileri vardır. Kromoterapi adı verilen alternatif tıp yöntemiyle renklerin frekansı kullanılarak fiziksel, zihinsel, duygusal ve ruhsal yönden tedavi etmek amaçlanır.Her rengin insanlar üzerinde farklı etkisi vardır. Bu etkiler olumlu olabilirken bazı durumlarda olumsuz da olabilir. Sıcak renkler tipik olarak çeşitli uyarıcı duyguları harekete geçirirken, soğuk renkler sakinleştirir. Beyaz, bej gibi nötr renkler de genellikle rahatlatıcı etkilere sahipken bu renklere fazla maruz kalmak kişiyi tembelleştirip uyuşuk bir hale sokabilir. Renklerin şifası, doğu tıbbında çakraları ve enerji merkezlerini dengelemekte kullanılmaktadır. Bir araştırmaya göre; sıcak renkler kan basıncını yükseltir, soğuk renkler düşürür. Örneğin sıcak bir renk olan kırmızı, uyarıcı etkiye sahiptir. Kırmızı renk kanı çağrıştırdığı için acılı, üzücü bir etki bırakabilir. Ateş, aşk, güç, enerji samimiyet ve agresifliği simgeler. Özgürlük, düzen, barış gibi duyguları çağrıştıran soğuk renkler dinlendirip huzur veren renklerdir. Bu renklere fazla maruz kalma durumu ise depresif, üzüntülü, kasvetli bir his uyandırabilir; tembelliğe, aşırı duygusallığa ve hayalperestliğe neden olabilir.Yazar: Mert Gültekin kaynakçahttps://www.doktortakvimi.com/blog/kromoterapihttps://www.diyetz.com/kromoterapi-renk-terapisi-nedir/https://tr.m.wikipedia.org/wiki/Renk

Müzikist27 Haziran 20212 dk okuma

Fizik yasalarına göre evrendeki herşey bir titreşime, yani frekansa sahiptir ve frekansı aynı olan varlıklar birbiri ile rezonansa girerler. Sesi kuvvetli bir opera sanatçısının cam bir bardağı kırdığı videoları hepimiz görmüşüzdür. Fizik yasalarına göre bir insan sesinin bunu başarması imkansız olsa da bu durum bardağın frekansının, gelen sesin frekansı ile rezonansa girip titreşmeye başlamasından kaynaklanır. (Bu tarz videolarda bardağın kırılmasının sebebi opera sanatçısının sesi değil, bardağın alt kısmından bardağa uygulanan, bardağın frekansıyla rezonansa girebilecek bir frekanstır.)Bu fizik kuralından yararlanılan "ses terapisi", insan bedenine çeşitli frekanslar uygulayarak iyileştirmeler sağlamayı amaçlayan bir alternatif tıp yöntemidir.     Yaygın kullanılan bir ses terapi yöntemi ise "Binaural Meditasyon"dur. Bu yöntemde her iki kulaktan birbirine yakın iki farklı frekans dinletilir. Örneğin birinden 900 hertz, diğerinden de 930 hertz dinletilir. Beyin ise aradaki bu farkı kapatmak için 930 hertze ulaşmaya çalışır. Bu yöntem çeşitli tedavi amaçları için uzmanlar tarafından kullanılmaktadır. Kişinin bir uzman gözetimi olmadan bilinçsizce uygulamaya çalışması olumsuz sonuçlar da doğurabilir.     Seslerin olduğu gibi renklerin de dalga boyu, frekansı ve miktarı vardır. İnsan gözünün algılayabildiği tüm renkler, görünür ışık spektrumuna düşer ve gökkuşağı renkleri meydana gelir. Her rengin sahip olduğu bir elektromanyetik frekansı vardır. Seslerden farklı olarak; aynı anda maruz kaldığımız birden fazla rengi ayrı ayrı ayırt edebilmemiz söz konusu değildir. İnsan kulağı birden fazla sesi ayrı ayrı duyup değerlendirebilirken renklerin ancak kombinasyonunu algılayabilir.     Ses frekanslarının üzerimizde etkisi olduğu gibi renk frekanslarının da çeşitli etkileri vardır. Kromoterapi adı verilen alternatif tıp yöntemiyle renklerin frekansı kullanılarak fiziksel, zihinsel, duygusal ve ruhsal yönden tedavi etmek amaçlanır.Her rengin insanlar üzerinde farklı etkisi vardır. Bu etkiler olumlu olabilirken bazı durumlarda olumsuz da olabilir.     Sıcak renkler tipik olarak çeşitli uyarıcı duyguları harekete geçirirken, soğuk renkler sakinleştirir. Beyaz, bej gibi nötr renkler de genellikle rahatlatıcı etkilere sahipken bu renklere fazla maruz kalmak kişiyi tembelleştirip uyuşuk bir hale sokabilir. Renklerin şifası, doğu tıbbında çakraları ve enerji merkezlerini dengelemekte kullanılmaktadır.      Bir araştırmaya göre; sıcak renkler kan basıncını yükseltir, soğuk renkler düşürür. Örneğin sıcak bir renk olan kırmızı, uyarıcı etkiye sahiptir. Kırmızı renk kanı çağrıştırdığı için acılı, üzücü bir etki bırakabilir. Ateş, aşk, güç, enerji samimiyet ve agresifliği simgeler.      Özgürlük, düzen, barış gibi duyguları çağrıştıran soğuk renkler dinlendirip huzur veren renklerdir. Bu renklere fazla maruz kalma durumu ise depresif, üzüntülü, kasvetli bir his uyandırabilir; tembelliğe, aşırı duygusallığa ve hayalperestliğe neden olabilir.Yazar: Mert Gültekin kaynakçahttps://www.doktortakvimi.com/blog/kromoterapihttps://www.diyetz.com/kromoterapi-renk-terapisi-nedir/https://tr.m.wikipedia.org/wiki/Renk

Bunlar da ilgini çekebilir

13 Ağustos 2021 · Müzik & Bilim

Örümcek Ağlarının Müziği

Massachusetts Teknoloji Enstitüsü'nden (MIT) bilim insanları örümcek ağlarından çıkan titreşimlerin aslında bir ritmi olduğunu keşfetti ve bu müziği kaydetmeyi başardı.Yeni bir araştırma, örümceklerin doğa harikası ağ yapıları oluşturmasının aslında farklı bir iletişim biçimi olabileceğini ve bu iletişim biçimiyle örümceklerin yetenekli birer müzisyen de olabileceğini ortaya koydu.Araştırmanın liderliğini yürüten Dr. Markus Buehler uzun bir süredir müzik ve bilim arasındaki ilişki üzerine çalışmalarla öne çıkan bir isim ve örümcek ağının ipliklerini, bir müzik enstrümanının gerilmiş teli gibi işlev gördüğünü öne sürüyor. Markus Buehler yürüttükleri araştırmayı şöyle ifade ediyor: “Örümcek titreşen iplerin bulunduğu bir ortamda yaşıyor, çok iyi görmüyorlar, bu yüzden dünyalarını farklı frekanslara sahip titreşimler yoluyla hissediyorlar. Bu tür titreşimler, örneğin; örümcek inşa sırasında, ipek bir kordonu gerdiğinde veya rüzgar ya da sıkışmış bir sinek, ağı hareket ettirdiğinde meydana gelir.”Yapay zeka yardımıyla yürütülen proje için ekip şu adımları takip etti; 2D kesitleri yakalamak için doğal bir örümcek ağını lazerle tarayıp ardından 3D ağını yeniden yapılandırmak için bilgisayar algoritmaları kullandı. Ekip, ağın tellerine farklı ses frekansları atadı ve melodiler oluşturmak için 3D yapısına dayalı kalıplarda birleştirdikleri “notalar” yarattı. Araştırmacılar daha sonra arp benzeri bir enstrüman yarattı ve dünya çapında çeşitli canlı performanslarda “örümcek ağı müziği” çaldı.Amerikan Kimya Topluluğu’nun (ACS) toplantısında sunulan projede insanları, örümceklerin yerine koyarak örümcek ağlarındaki titreşimlerin nasıl sesler oluşturduğu noktasını keşfetmek isteyen araştırmacılar, bir veri sonifikasyon projesi tasarladı, çeşitli bilgisayar modelleri ile örümcek ağlarının oluşturdukları sesleri paylaştı ve bu müthiş bir fikri ortaya attı.Araştırmanın sonucunda ağdaki her bir telin uzunluğu ve kalınlığının tıpkı telli enstrümanlardaki gibi farklı bir frekansa denk geldiği tespit edilirken çıkan sesler başta arp olmak üzere birçok enstrümana benzetildi. Örümcek ağları gibi doğal bir yapı, ritimler ve melodiler çıkarabilir mi sorusuyla ortaya çıkan araştırma, alışılmış insan deneyiminden çok farklı, yeni bir kaynak olabilme potansiyeli taşıyor.Araştırmanın bir sonraki adımında, Buehler ve ekibi; Massachusetts Institute of Technology’de işitme ve görme yoluyla bir ağ ile 3D mimarisi ve ağların inşası hakkında yeni bilgilere ulaşmayı ve zihnin sınırlarını zorlayan boyutları araştırmaya dahil etmeyi hedefliyor.Tamamen doğaya ait materyallerden çıkan ritim ve melodileri araştıran Buehler, örümcek ağlarından çıkan müziğin insanların daha önce tanımladığı , deneyimlediği halinden çok daha farklı ilhamlar sunabileceğini düşünüyor. MIT ekibi ayrıca şunları paylaşıyor: “Belki de bir örümceğin dilini konuşmaya başlıyoruz. Bir sonraki aşamada örümceklerle iletişim kurma kabiliyetini geliştirebileceğimizi umuyoruz. Hatta örümceği sinyallere belirli bir şekilde yanıt vermesi için hareket etmeye teşvik edebiliriz”.Doğanın müziğine kulak verdiğimizde daha farklı neler keşfedeceğiz sizce? Peki gerçekten müzik aracılığıyla diğer canlı türleriyle, hatta örümceklerle iletişim kurmak mümkün olabilecek mi?Bu deneyime kulak vermek ister misin? > https://youtu.be/bn2kEq_pXU8Yazar: Vildan Kalkanlı kaynakçahttps://www.sciencealert.com/we-could-learn-to-communicate-with-spiders-with-music-made-from-their-webshttps://inovatifkimyadergisi.com/massachusetts-teknoloji-enstitusu-mit-orumcek-aginin-yapisini-muzige-cevirdi-izle-ve-dinlehttps://interestingengineering.com/

2 dk okuma